Eylül 09, 2010
Hükümet ve Genelkurmay Kandil’e gidiyorlar. Yanlış anlamayın! Kendileri gitmiyor. Orduyu oraya gönderecekler ve “bu işi bitirecekler”. PKK önderleri ya öldürülecekler ya da yakalanıp Türkiye’ye getirilecekler…
Bu amaçla Kandil bölgesi aralıklarla bombalanıyor. Çok sayıda yazar gazetelerde hükümetin bu kez “kesin kararlı” olduğunu yazıyor. Barzani ve daha da önemlisi ABD uyarılmış. Ya gerekeni yaparlar ya da Türkiye her şeyi göze alıp gerekeni yapacakmış!
12 Temmuz tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Fatih Çekirge, 1986 yılı Ağustos ayından başlayarak Kuzey Irak’a yönelik operasyonların listesini çıkarmış. 24 yıldır süren operasyonların tümünde benzer cümleler kullanılmış: “Jetlerimiz bomba yağdırdı. PKK hedefleri tam isabetle vuruldu. PKK’ye büyük darbe!”
Bugün kullanılan söylem de büyük oranda aynı olmakla birlikte arada bazı “zenginleşmeler” de var.
Değişik televizyon kanallarına çıkan emekli generaller ve kendilerine “terör uzmanı” adı verilen kişiler Kandil’e yönelik çeşitli senaryolar hakkında fikir beyan ediyorlar.
Bu fikirlerden bir tanesi, Öcalan’ın kaçırılarak Türkiye’ye getirilmesinin tekrar edilmesi…
Bunun tekrarlanamayacağını düşünmek için “terör uzmanı” olmak gerekmiyor, birazcık akıl fikir sahibi olmak yeterli oluyor.
Öcalan, kaçırıldığı yerde neredeyse yalnızdı. Kandil’de böyle bir durum söz konusu değil. Orada silahlı ve büyük bir kitle ile karşı karşıya kalacaksınız. Aradaki büyük farklılık basit bir mantıkla bile görülebilir…
Türkçenin güzel sözlerinden bir tanesinde, “Cahillik insanı konuşturur” denir.
Meseleye başka bir yönden bakalım.
Hükümet Kandil’i haritadan silmek, en azından büyük oranda dağıtmak istiyor.
Bu ne demektir?
Gerilla savaşının terimleriyle konuşursak, Kandil, kurtarılmış bir bölgedir.
Kurtarılmış bölge; gerillanın gerektiğinde geri çekildiği, eğitim yaptığı, kendi yönetim organlarını oluşturduğu ve karşı tarafın ancak büyük kayıplar pahasına ele geçirebileceği bölge demektir.
Hükümetin niyeti, kurtarılmış bölgeyi dağıtmaktır.
Bunu nasıl yapacak?
“Terör uzmanları”nın aksine bu işin imkansız denilecek kadar zor olduğu biliniyor.
Önce hava bombardımanıyla belirli kişilerin öldürülmesini hedeflediklerini açıkladılar.
Kendilerinin bile buna inandığını sanmıyorum.
Hava bombardımanının etkisi sınırlıdır. Hele de belirli kişilerin öldürülmesini hedefleyen hava bombardımanı etkisizdir bile denilebilir.
Tersi geçerli olsaydı, ABD’nin Afganistan’da çoktan sonuç almış olması gerekirdi.
Orada, Heron gibi keşif uçakları değil, Predator adı verilen füze yüklü insansız uçaklar kullanılıyor. Hedef saptandığında uçak anında saldırıyor ve buna rağmen istenilen sonuç alınamıyor.
Bir alanda kesin sonuç alabilmek için, piyadenin oraya girmesi zorunludur.
Bunu Genelkurmay da biliyordur. Kandil’in dağıtılması ancak oraya piyadenin girebilmesiyle mümkündür.
Yapılan son açıklamaya göre; ABD, Kandil’e giden hava koridorlarını Türkiye’ye açmış bulunuyor.
Bu hava koridorları sadece savaş uçakları için değil, nakliye uçakları için de açılmıştır.
Bunun anlamı şudur: Türkiye, Kandil’e havadan indirme yapmayı planlıyor.
Kandil’e piyadenin gitmesinin iki yolu bulunuyor: Ya Irak sınırından içeri girilerek Kandil’e doğru ilerlenecek ya da doğrudan havadan indirme yapılacak…
İlk yolda büyük bir direnişle karşılaşılacağı biliniyor. Bu nedenle muhtemelen iki yolu birden deneyecekler.
Sorun yine çözülmüyor…
Kandil bölgesi, iki dağ arasında bir vadiden ibaret değil; geniş bir alana yayılıyor.
Bu dağlık coğrafyada her tarafı aramak zorundasınız. Bunun öteki adı, “kısa sürede geri çekilemezsiniz, orada kalmak zorundasınız” demektir.
Kandil’e girmeyi başarsanız bile iki ucu pis bir değnekle karşı karşıyasınız…
Hem gerilla sürekli saldıracak ve arazi avantajının PKK’de olduğu bir savaşın içinde olacaksınız, hem de Kuzey Irak’ın bir bölgesini işgal etmenize Barzani’nin ve ABD’nin ses çıkarmamasını sağlayacaksınız…
Çok zor!
İran ile birlikte geniş askeri işbirliği yapılabilir mi?
Mümkündür! Ama İran ile geniş bir işbirliğine de ABD ve İsrail iyi gözle bakmayacaktır.
Nereden baksanız zor iş…
Bu kadar zorluğa girmek yerine, sorunun asıl kaynağının Kandil’de değil de ülke içinde olduğunu gerçekten anlasanız ve sorunu yerinde çözmeye çalışsanız olmaz mı?
ANF NEWS AGENCY
NOT: HABERİ KOPYALAMAK VEYA YENİDEN YAYINLAMAK YASAKTIR